Nihal Hanım

Nihal Hanım, dinleyiniz.
Sizi her gördüğünde gözleri parlayan şu çocuğun sesini dinleyiniz, bir bebeğin kulağına söylenen ismini merakla dinlemesi gibi. Bırakın bu çocuk yanınızda dilediğince saçmalasın, mutlu olsun; ses etmeyiniz. Sadece siz değil, içinizdeki çocuğu da haberdar ediniz. Bu çocuksu hayaller dördünüzün ortak hayalleri olsun, koruyunuz.

Nihal Hanım, utanınız.
Sevmekten, kalbinizin dışarı fırlayıp kalbime ulaşmak istercesine çarpmasından utanınız. Tarafımca edilen her iltifattan sonra kızarınız. O heyecanla bakan gözlerinizi benden kaçırınız. Çünkü utanmak, yalnız çocuklara mahsus bu devirde. Tüm varoluşunuzu hiçe sayıp beni düşündüğünüz dakikalardan, kendinizi boş verip de beni sevmekten utanınız.

Nihal Hanım, kaçmayınız.
Benden, içimdeki tımarhaneden ve duygularınızdan. Sizi hep aynı köşede bekliyorum, biliyorsunuz. Bazen size bir köpeğin neşesiyle, bir kedinin nankörlüğüyle, bir sincabın yaşama sevinciyle geliyorum. Aramıza bir okyanus çekip de hepsini boğmayınız.

Nihal Hanım, geliniz.
Hiç beklemediğim bir vakitte, öyle damdan düşer gibi, ne zaman aklınıza eserse çıkıp geliniz. Çığ gibi, sel gibi geliniz. Felaketim olacaksanız da çekinmeyiniz. Bir çocuk gülümsemesi yerleşsin yüzünüze. Gelemezseniz, hiç değilse beni de yanınıza alınız.

Nihal Hanım, cevap veriniz.
Zaman hakikaten çabuk geçer mi? Bir sokak lambası kendi derdi için yanar mı?        Gözler yalan söyler mi? Karmakarışık duygular netleşir mi? Ağlamak için illa gözlerden yaşlar mı akmalı? Sadece cevap veriniz, işiniz bu olsun. Ancak aramızda kalacak, söz veriniz.

Nihal Hanım, okuyunuz.
Mesela söz vermiştiniz, bir şiir, onu okuyunuz. Olmazsa kendinizi okuyunuz, daha eğlenceli olan bizi okuyunuz. Sizi bir kitabın arasında düşüncelere dalarken yakalamak, düşüncelerinize karışmak isterdim. En iyisi siz sürekli okuyunuz, bizi okumadan uyumayınız.

Nihal Hanım, üzülmeyiniz.
Uzunca bir süre hastaydınız. Sizin mideniz, benimse aklım bulandı. Belki anneniz gibi başınızda bekleyemedim o geceler. Ancak sol yanağınıza bir kelebek uçurdum, hissettiniz mi? Bir daha size sevgiyi hatırlatmayacak kadar seviyorum sizi, üzülmeyiniz.

Nihal Hanım, seviniz.
Bakışlarınızda aynalardan aşina olduğum birkaç ifade görüyorum, rica ederim beni seviniz. Sonsuz harfli bir alfabeyle yazılan sonsuz virgüllü bir metni sevebileceğiniz gibi seviniz. Çocukluk hayallerinizdeki masumluğu, evinize duyduğunuz aidiyeti katarak seviniz.

Nihal Hanım.
Ya da boş veriniz.
Dünyadaki bunca insan içinden sizi seçip de kendince oyunlar oynayan beni boş veriniz. Zihninde kendince hikayeler yazıp hayaller kuran, sorumsuzca sizi de bunların içine çekmeye çalışan beni görmezden geliniz. En azından siz, hayal kırıklığına uğramayınız, gerçekten seviniz.


Yorumlar